28 Aralık 2016 Çarşamba

BEBEKLER KIŞ GÜNEŞİNDENDE FAYDALANMALI !!

Bebekler VE kış güneşi

Uzmanlar bebekler için yaz güneşinden olduğu kadar kış güneşinden faydalanarak da D vitamini takviyesinin yapılması gerektiğini belirtti.
Vücudun D vitamini gereksinimi, büyük ölçüde güneş tarafından sağlanır. Kemiklerin ve özellikle dişlerin güçlenmesi için D vitamini oldukça önemlidir. Ancak bebekleri ve çocukları yaz ve kış güneşinden faydalandırmanın da belli kuralları var. Yazın çocukların güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde uzun süre güneşte kalması, fayda yerine zarar verebilir. Kışın da çocuklarınızın D vitaminini doğal yollardan alması için onların eve kapatılmaması gerekiyor. Güneşli günlerde camın arkasından değil, açık havada güneşlendirin.

Güneşten yaz kış faydalanılmalı

Vücudun D vitamini ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan güneş ışığından hem yazın hem de kışın faydalanmak gerekiyor. Özellikle bebekler ve gelişme çağındaki çocukların yazın olduğu kadar kışın da diş ve kemik gelişimi için son derece önemli olan D vitaminin doğal olarak güneşten almaları önemli. Ancak bu tek başına yeterli değil. Sağlıklı bebekler ve çocuklar için D vitamini takviyesi şart.
Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Evrim Şenkal, D vitaminin vücutta kalsiyum dengesinin sağlanması ve kemik sağlığında etkin rol oynadığını söyledi. D vitaminin vücuttaki kalsiyum ve fosfor dengesini sağladığını anlatan Şenkal, "D vitamini kemik ve kasların sağlığı için gereklidir. Yapılan son çalışmalar D vitamini eksikliğinin, tip 1 diyabet, barsak hastalığı, duygu-durum bozuklukları, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, meme, prostat, barsak gibi kanserler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, besin alerjileri, astım gibi rahatsızlıklar da düşük D vitamini düzeyleri ile ilişkilendirilmiştir" şeklinde konuştu.

Balık D vitamini deposu

D vitamininin karaciğerde ve böbrekte metabolik olarak aktif formlarına dönüşen bir ön hormon olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Evrim Şenkal, "D3 vitamini ciltten ultraviyole ışınları yani güneşin yararlı ışınlarını alarak vücutta çözülerek faydalı hale dönüşür. D2 vitamini, bitkilerde bulunan ve diğer diyetle aldığımız şeklidir. En çok balık (somon, sardunya, uskumru), balık yağı, karaciğer, et ve yumurta sarısında bulunur. Besinler D vitamini ile güçlendirilmediğinde ya da takviye D vitamini alınmadığında diyetle alınan D vitamini %10'un altındadır. Amerika'da süt ve süt ürünleri, portakal suları, ekmek, tahıllar ve formül mamalar D vitamini ile güçlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.

Anne karnından itibaren D vitamini

Bebeklerde ve çocuklarda sağlıklı gelişim için D vitamini desteğinin çok önemli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Evrim Şenkal, gebelik döneminde de hem annenin hem de bebeğin sağlığı için D vitamini takviyesi yapılması gerektiğini vurguladı. Dr. Evrim Şenkal, "Bütün gebelerin ve bebeklerin günde 10-15 dakika süre ile kol ve bacakları açık şekilde gün ortasına yakın saatlerde güneş ışınlarından faydalanması gerekiyor. Ayrıca yeterli güneş görmeyen veya D vitamini yetersizliği bakımından riskli bir yaşam şekli olan annelere gebeliklerinin son üç ayında D vitamini verilmelidir” diye konuştu.

3 damla sağlık

Bebeklerin ilk aylarından itibaren D vitaminine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şenkal, ''Bebeklere yaşamın ilk haftasından itibaren D vitamini verilmelidir. Süt çocukluğu döneminde bebeklerin ana besin kaynağını anne sütü oluşturuyor. Bebekler anne sütü ile D vitamini ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamıyor. Anne sütünün 1 litresinde 12-60 IU D vitamini bulunmakta ve bu miktar bebeklerin günlük 400 IU olan gereksinimini karşılamamaktadır. Benzer şekilde bu dönemdeki bebeklerin aldığı diğer besinlerde de D vitamini yetersizdir. Bu yüzden, hayatın ilk haftasından itibaren anne sütü veya zorunlu sebepler yüzünden formül mama alan tüm bebeklere en az bir yaşına kadar günde üç damla D vitamini uygulanması gerekiyor" diye konuştu.

Camdan geçen güneş ışığı faydasız

D vitamini takviyesinin sadece vitaminlerle ve besinlerle sağlanamayacağına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Evrim Şenkal; güneş koruyucu kremlerin (30 koruma faktör ve üzeri) D vitamini sentezini %95 oranında azalttığını ve camdan geçen güneş ışınlarının D vitamini sentezi için uygun olmadığını dile getirdi.
Son olarak Dr. Şenkal, bebekler ve gebeler için şu önerilerde bulundu: "Ailelerin yaşam şekilleri (kültürel nedenlerle bebeklerin çok fazla dışarı çıkartılmaması, evlerin balkonsuz olması gibi) ve hava kirliliği de bebeklerin yetersiz güneş görmesine neden olmaktadır. Bütün gebelerin ve bebeklerin günde 10-15 dakika süre ile kol ve bacakları açık şekilde gün ortasına yakın saatlerde güneş ışınlarından faydalanması desteklenmelidir. Bebeklere yaşamın ilk haftasından itibaren D vitamini verilmelidir. Ayrıca yeterli güneş görmeyen veya D vitamini yetersizliği bakımından riskli bir yaşam şekli olan annelere gebeliklerinin son üç ayında D vitamini verilmelidir."

25 Aralık 2016 Pazar

Bol köpüklü türk kahvesi yapılışı

YEMEĞİ FAZLA KAÇIRDIM NE YAPMALIYIM ???

Bütün bir hafta sonunu çikolata yediniz ya da hiç durmadan yiyeceklere saldırdığınız bir günü yatmadan önce bir paket patates cipsiyle tamamladınız. Evet, yine bir aşırı yeme krizi geçirdiniz ve şimdi kendinizi berbat hissediyorsunuz. Üzülmeyin, bunu en zararsız şekilde atlatmanızı sağlayacak 4 farklı önerim olacak.


  • Yemeği fazla kaçırınca bol su için

Zaman zaman hepimiz vücudumuzun ihtiyacından daha fazla yemek tüketebiliriz... Hiçbir zaman moralinizi bozmayın. Bu gayet doğaldır. Önemli olan ertesi gün neler yapmanızı çok iyi bilmenizdir.
Hiç kendinizi dondurma kaşıklamaktan komaya girecek ya da çekirdek, çerez cips yemekten dudaklarınız uyumuş bir şekilde buldunuz mu? Öyleyse, bu aşırı yemek yeme krizlerinin dönem dönem sizi pençesine aldığını ve sonrasında da ne kadar büyük bir pişmanlık yaşandığını iyi biliyorsunuz. Beslenme Uzmanı olarak size, böyle aşırı yeme krizlerinin aslında çok basit bir içgüdüden, kendimizi kıtlıktan koruma içgüdüsünden kaynaklandığını söyleyebilirim. Özellikle, sürekli sıkı bir şekilde diyet yapanların vücutları bir süre sonra yiyecek bulduğunda aşırı yiyerek, besin depolamak için sinyaller verebiliyor. İşte bu sinyaller nedeniyle bu kişiler kendilerini birden bire aşırı yemek yer bir halde bulabiliyorlar, yani tam anlamıyla “kıtlıktan çıkmış gibi” yiyorlar. Bu dönem bazen bir gün bazen daha fazla, birkaç gün sürebiliyor. Ancak işin en kötü tarafı sadece bir iki günün sonunda, aylarca büyük emek harcanarak verilen kiloların bir kısmı geri alınması. Tabii, bu yediklerini içtiklerine dikkat eden kilosunu korumaya çalışan birisi için korkunç bir durum. Peki, bu durumla baş etmek için ne yapmalı? En önemli önerim, böyle aşırı yeme krizinden sonra tekrar ölüm orucuna girmenin yeni bir krizi tetiklemekten başka bir işe yaramayacağıdır.

1. Bir öğünlük kaçamak

Bütün güzel güzel diyet yaptınız ama gece tam yatmadan önce dayanamayıp dolapta duran ama aklınızdan hiç çıkmayan bir kutu çikolatalı dondurmayı yiyiverdiniz. Kısa süreli zevk yerini uzun sürecek bir pişmanlığa bırakırken yatağınıza döndünüz.

Öneri:

500 gr kilo almak için yaklaşık, yaktığınızın 3.500 kalori üzerinde yemek yemeniz gerekiyor. Bu da öyle, ortalama 200- 300 kalorilik bir kase dondurma ya da 400-500 kalorilik birkaç parça çikolatayla olacak iş değil. Bu nedenle eğer söz konusu sadece bir öğünlük bir kaçamaksa bir sonraki öğününüzde 1 kase hazır veya ev yapımı çorba ve 1 dilim ekmek, salata yiyerek dengeleyebilirsiniz.

2. Hafta sonu çılgınlığı

Hafta sonu,  her şey kahvaltıyla başladı. Arkadaşlarınızla katıldığınız brunchta önce her şey yolunda başladı ama turtalar başınızı döndürünce bir tatlı bir tuzlu derken iş çığırından çıktı. Akşamsa sinemada, karnınızın tok olmasına ve kendinizi son derece kötü hissetmenize rağmen hala şeker yiyordunuz.

Öneri:

Eğer birkaç öğün ardı ardına normalin çok üzerinde yerseniz bir ya da iki kilo almanız olası. Ancak kesinlikle, hemen ölüm orucuna girerek bu kiloları vermeye çalışmayın. Kendinize biraz zaman tanıyın ve önemli olanın tekrar bir krize girmemek olduğunu hatırlayın. Pazartesi günü tartıda gördüğünüz rakamın moralinizi çok bozmasına izin vermeyin. Çünkü hafta sonu tükettiğiniz tuzlu ve sodyum oranı yüksek besinler, kilonun yanı sıra büyük miktarda su tutmanıza da neden olmuş olabilir. Vücudunuz fazla suyu atmak için bol bol su için ve ertesi günü hem öğle hem de akşam öğününde biraz sebze, biraz yoğurt, 1 dilim ekmek ve salata ile kolayca toparlayabilirsiniz.


Bunu biliyor muydunuz? Bazen yediğimiz yiyeceklerin vücudumuza olumsuz etkilerinden korkarız. Buna en güzel örnek yumurtanın her zaman kan kolesterolümüzü aşırı yükselteceği düşüncesi ile günlük beslenmemizden çıkarmamız olabilir. Sağlıklı bireyler, çocuklar her gün 1 adet yumurtayı rahatlıkla yiyebilirler. Ancak size prtaik bir öneri daha eğer yumurtayı sebze ve tahıllarla beraber tüketirseniz kan kolesterol üzerindeki olumsuz etkisi daha da azalacaktır.

Fark Etmeden Diyetin Enginarlı Salatası

Malzemeler:

8 adet enginar 3 adet tatlı kırmızıbiber
Bol marul yaprakları
½ kase ince doğranmış kırmızı kuru soğan
¼ kase ince doğranmış yeşil zeytin

Fark etmeden Diyet Özel Sos için:

1/3 su bardağı balsemik sirke
1 adet tatlı kırmızıbiber
2 baş sarımsak
1 yemek kaşığı ince doğranmış fesleğen
1 çay kaşığı biberiye

Yapılışı: Soyulmuş ve temizlenmiş enginarları limonlu az suda güzelce haşlayınız. Sonra her birini 4 eşit parçaya bölünüz. Ayrı bir kapta az yağ ile tatlı taze kırmızıbiberleri bütün olarak çeviriniz. 15 dk bekletip sonra kabuklarını soyup ince ince doğrayınız. Marulları iri olacak Şekilde bir salata kasesi içerisine doğrayın. Sıra ile; üzerine ince kesilmiş kırmızı biber, kırmızı kuru soğan, yeşil zeytin ve enginarları üzerine ekleyiniz. Sos için: Tatlı kırmızıbiberi az yağda geçirin ve kabuklarını soyup ince ince doğrayın. Bir kaba doğranmış kırmızıbiberleri, balsemik sirkeyi, rendelenmiş sarımsakları, doğranmış fesleğen ve biberiyeyi Rondodan geçirin. Hazırlanan salata malzemesi üzerine tatlandıracak şekilde ekleyin.

22 Aralık 2016 Perşembe

MÜCVER TARİFİ

Mücver için malzemeler


3 yumurta
3 kabak
yarım su bardağı un
3,4 dal yeşil soğan
yarım demet maydanoz
1 tutam dereotu
tuz
karabiber
pulbiber

Mücverin hazırlanışı

İlk önce yumurta ve unu derince bir kaba alıp
pürüzsüz kıvama gelinceye kadar çırpalım.
kabakları rendeleyip suyunu sıkalım,baharatlar,yeşil soğan
dereotu ve maydanozu ince ince doğrayalım ve
hepsini karıştıralım daha önce hazırladığımız
yumurta ve unlu karışımı da ekleyip iyice karıştıralım.
teflon tavaya biraz sıvıyağ döküp karışımdan bir kaşık dökelim
mücverin her iki yüzünü de kızartalım.
mücver hazır
AFİYET OLSUN…

FISTIKLI ÇATLAK KURABİYE

FISTIKLI ÇATLAK KURABİYE İÇİN MALZEMELER


3 yumurta akı
200 gr toz şeker
160 gr Hindistan cevizi
300 gr toz Antep fıstığı
Bulamak için
Pudra şekeri

Fıstıklı çatlak kurabiyenin hazırlanışı

Fıstıklı çatlak kurabiye için ilk önce yumurta akları
ve toz şekeri mikser ile kar gibi olana kadar çırpalım.
Kar gibi olan yumurtanın içine Hindistan cevizi ve
Antep fıstığını ekleyip yoğuralım.
Ağzını kapatarak buzdolabında 1 saat dinlendirelim.
Pudra şekeri konulmuş tepsiye hamurdan küçük parçalar
kopararak şekil verelim ve pudra şekerinin içine atalım.
Tepsiye sertçe sallayarak kurabiyelerin pudra şekerine
iyice bulanmasını sağlayalım.
Kurabiyeleri yağlı kağıt serili tepsiye dizelim.
Önceden ısıtılmış 150 derecelik fırında 15 dakika
pişirelim.
Fıstıklı çatlak kurabiye hazır AFİYET OLSUN…..

21 Aralık 2016 Çarşamba

SARMA TATLI (ISPANAKLI)


Malzemeler
Yarım paket baklavalık yufka
İçi için;
Yarım paket teremyağ
1 yumurta
1 su bardağı şeker
1 yumurta
1 çay bardağı dövülmüş ceviz yada fındık
1 çay bardağı ıspanak püresi
2 paket vanilya
1 çay kaşığı kabartma tozu
3 su bardağı un eksik gelirse yarım bardak daha


Şerbeti için;
4 su bardağı şeker
3.5 subardağı su
1-2 damla limon
Fırına girmeden yarım paket teremyağ


Hazırlanışı

Hayırlı huzurlu barış dolu günler dileğimle sizlerle bugün günlerdir yapıp paylaşmak istediğim bir tatlı yaptım çokta şahane oldu sitede tarifin aynısını bulamadım yufkaya sarılmamış haliyle bende paylaştım .Başka arkadaşlarda ama bu tarifin sanırım patenti bana ait☺️ gelelim bu güzel tarifimize ben ıspanak püresini ıspanağı pişirmeden yapıyorum daha yeşil oluyor ama pişirilerekte yapılabilir. Daha önce ıspanağı temizleyip doğrayıp dondurucuya koymuştum bir paket çıkardım bir kase kadardı buzu eridi parçalayıcıdan geçirdim püremiz hazır .Margarini ocağa alıp eritelim eriyen yağımızı pürenin üzerine dökelim bir yumurta ,şekeri, vanilyayı koyup karıştıralım üzerine unu yavaş yavaş karıştıra karıştıra koyalım unun üzerine bir çay kaşığı kabartma tozunu koyalım hamurumuz yumuşak ele yapışmayan bir hamur olana kadar yoğuralım .Üzerine dövülmüş ceviz yada fındığı da koyalım bol olması tatlımızın lezzetini artıracaktır .Hamurumuz hazır hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar koparıp tepsimizin boyunda rulo şeklinde çubuklar yapalım baklava yufkasına saralım tepsinin boyutuna göre yufkayı ayarlarsınız tek kat yufkaya sarıyoruz ben tüm yufkayla da yaptım yarım yufkayla da sardım..ikiside harika oldu zaten bol bol foto çektim görürsünüz sarma işlemi bitince teremyağımızı eritelim sarılmış yufkaların üzerine dökelim .200 derecede çok fazla kızartmadan pişirelim .15 -20 dakika arasında pişiyor ama ısıtılmış fırında şerbetimizide yapalım şekere suyumuzu katıp limonunu koyup ocağa alalım kaynadıktan sonra 10 dakika kısık kaynatalım katı bir şerbet olması lazım tatlımız piştikten sonra ılık sıcaklığı çıksın şerbetimizde ılık olsun ikisini buluşturalım .Harika yarım saat dinlenen tatlımızı ters yüz yapıp servis edelim daha şık oluyor denemenizi tavsiye ediyorum çok lezzetli ve gösterişli bir tatlı oldu ..deneyecek arkadaşlara şimdiden kolay gelsin


İNCİRLİ PASTA

MUHTEŞEM LEZZET


İncirli Pasta Malzemeleri
35 adet pötibör bisküvi
1 yemek kaşığı kakao
1 tatlı kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı margarin (eritilip, ılıtılmış)
1 paket vanilyalı puding


Üzeri için;
20 adet incir
10 adet siyah üzüm
10 adet beyaz üzüm


Incirli Pasta Yapılışı
İlk olarak pötibör bisküvileri un haline getirip, kakao ve tarçınla karıştırın.
Ayrı bir kapta eritilmiş margarini 2 yemek kaşığı soğuk suyla yoğurun.
İlk hazırladığınız karışıma margarini ekleyerek biraz daha karıştırın ve kalp şeklindeki tart kalıbına elinizle bastırarak yayın.
Buzdolabında 20 dakika bekletin.
Bu arada vanilyalı pudingi, paketin üzerindeki tariften 1 bardak eksik sütle pişirip, miksere alın.
Ilınana kadar çırpıp, küçük küçük doğradığınız 6 adet inciri ekleyin.
Buzdolabında bekleyen tartın üzerine, incirli muhallebiyi güzelce yayın.
Üzüm ve incirle süsleyerek, tekrar buzdolabına alın.
2 saat beklettikten sonra servise sunabilirsiniz.
Afiyet olsun.

HAMİLE KALMAK İSTEYENLER BURAYA !! ÖRNEK MENÜ

Hamile kalmak isteyenler için örnek menü

Hamile kalmak istiyorsanız beslenme düzeninizde birkaç değişiklik yapmalısınız. İşte hamile kalmak isteyenler için örnek menü...
Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, anne olmak isteyen kadınlar için beslenme önerilerinde bulundu.
Doğurganlığı artıran besinler hakkında bilgi veren Dyt. Şeber, ayrıca hamile kalmak isteyen kadınlar için örnek menü hazırladı.

Doğurganlığı artıran 5 besin

Somon: Yale Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma sonucunda araştırmaya katılan, çocuk sahibi olamayan kadınların yüzde 63'ünde D vitamini yetersizliği olduğu saptanmıştır. Her ne kadar D vitamini için güneş en ideal kaynak olsa da, somon da D vitamininin zengin besinsel kaynaklarındandır.
Badem: Sağlıklı doymamış yağlar içeren badem kadınlarda doğurganlığı artırırken, içerdiği E vitamini sayesinde de erkeklerde sperm üretimini olumlu yönde etkiliyor.
Ay çekirdeği: Zengin çinko içeriğiyle hem erkeklerde hem de kadınlarda üreme sağlığı açısından önemli besinler arasındadır. Ancak kalorisi yüksek olduğu için tüketim miktarına dikkat etmek gerekir.
Bulgur: Doğurganlık için kan şekeri dengesi ve insülin duyarlılığı önemli bir konudur. Bulgur, kan şekerini yavaş yükseltir ve yavaş düşürür. Ayrıca metabolizma ve doğurganlık açısından önemli olan B vitaminlerinden de zengindir.
Mercimek: Harvard Üniversitesi'nin yaptığı bilimsel çalışmada, bitkisel protein ve demirin doğurganlık için önemli olduğu kanıtlanmıştır. Bitkisel kaynaklı protein ve demir tüketen kadınlarda doğurganlık oranının yüzde 30 fazla olduğu bildirilmiştir.

Hamile kalmak isteyen kadınlar için örnek menü

Aşağıdaki menü, hamile kalmak isteyen 20-35 yaş arası kadınlar için doğurganlığı desteklemek amacı ile örnek olarak verilmiştir. Tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz. Doğurganlıkla ilgili problemleriniz için öncelikle bir jinekoloğa başvurmanız gerektiğini belirtelim. Size özel beslenme programı için bir diyetisyenden yardım alın.
Kahvaltı:
1 adet yumurta
1 dilim peynir
1 dilim tam tahıllı ekmek
1 adet muz
2 adet tam ceviz
Ara öğün:
12 adet badem
Öğle:
1 porsiyon ızgara balık
Bol yeşil salata (1/4 avokado ile)

Ara öğün:
1 bardak süt
1 porsiyon meyve
Akşam:
8 yemek kaşığı dolusu mercimekli kısır
Cevizli ıspanak salatası
1 bardak kefir
Gece:
1 bardak süt
1 avuç ay çekirdeği

Yeşil mercimekli kısır tarifi

4 kişilik
Malzemeler
2 çay bardağı ince bulgur
2 çay bardağı yeşil mercimek
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Nar ekşisi ve limon suyu
Kırmızı pul biber, sumak ve tuz
½ demet maydanoz
8 adet tam ceviz
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
Nasıl yapılır
Yeşil mercimeği az suda yumuşayıncaya kadar haşlayın. Bulguru bir tencereye alın, üzerine 2 çay bardağı sıcak su, domates salçası, biber salçası ve tuzu ekleyin. Bulgurun suyunu çekmesini beklerken, maydanozu yıkayıp ince ince doğrayın. Bulgur suyunu çektiğinde tüm malzemeleri içine ilave edip iyice karıştırın.
Afiyet olsun.

KESTANE SEVERLER DİKKAT !!

Kestane sevenlere kilo uyarısı


Kış mevsiminin vitamin deposu kestane, vücudun ihtiyacı olan birçok besin kaynağını içinde barındırıyor. Uzmanlar bunca faydası olan kestaneyi tüketirken kilo artışı konusunda da uyarıyor.
Gelen soğuklarla birlikte gelen sıcacık kestane kokusuna dayanamaz olduk. Kestanenin tam da zamanıyken enerji sağlamak adına kaliteli bir besin kaynağı olduğunu belirten Beslenme Uzmanı İpek Ağaca, hafıza eksikliğinde oldukça güçlü olduğunu belirtti. Omega -3 ve Omega-6 yağlarını bulunduran kestane, öğrenme ve hafıza üzerinde, hatta alzheimer hastalığında önemli bir etkene sahip.
Sağlık deposu kestanenin besin öğelerine değinirsek fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir, sodyum ve özellikle potasyum mineralleri ile B1, B2 ve C vitaminlerini içeren kestane; fiziksel ve zihinsel yorgunluklara karşı oldukça önemli bir besindir. Kestanenin potasyum bakımından oldukça zengin olması (100 gram kestanede 500 mg potasyum bulunur) potasyum eksikliği olanlarda iyi bir potasyum tamamlayıcısı olabilmektedir. Potasyum, vücutta sodyum ile birlikte su dengesinin ayarlanmasında, besinlerin hücre içine geçişinde, sinir hücrelerinde mesajların iletilmesinde, kasların yapılarının korunmasında önemli rol oynar. Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenleyen kestane, kan dolaşımını hızlandırır. Kestane; lif içeriği sayesinde bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur; kabızlığa karşı korur.

Fazla tüketmek kilo aldırıyor

Kestane aynı zamanda tok tutma özelliğine sahiptir. Fakat yerken miktarına dikkat edilmezse çok da kolay kilo aldırabilir. 3 adet kestane, enerji içeriği bakımından 1 ince dilim ekmekle eş değerdir. Özellikle fazla kilolu kişilerin ve metabolizma hızı yavaş olanların kestane yerken miktar bakımından dikkatli olmaları gerekir. Kestane, çoğu kişi tarafından bir oturuşta 10-15 tane yenebilen bir besindir. Kestane tüketirken miktarda farkında olmak ve kendimize en fazla 5-6 kestane sınırı koymanın önemli olduğunu belirten İpek Ağaca, kestaneyi sık tüketiyorsak tavsiye ettiğim tüketim şeklini, ara öğünde ise ortalama 3 orta boy olmalıdır diye konuştu. Pişirme tavsiyesi olarak kestaneyi sağlıkla tüketmek için haşlayarak hazırlanabilir. Mangalda pişirilecekse kanserojen özellik taşımaması için ateşe yakın olmamasına özen göstermelidir.

HALIDAKİ ÇIKMAYAN LEKELERE VEDA :)

Halıdaki lekeleri çıkarmayı sağlayan doğal formül

Halınızdaki lekeleri çıkarmak için kimyasal maddeler yerine bu doğal formülden faydalanabilirsiniz.


Temizlik yaparken hazır satılan malzemeleri alıp kullanmak çoğu kadın için kolaylık oluyor. Ancak hem sağlığınız hem de bütçeniz açısından daha yararlı olacak bu malzemeleri evinizde kendiniz de kolaylıkla hazırlayabilirsiniz.
İşte halınızda oluşan lekelerden kurtulamk için evinizdeki malzemelerle hazırlayabileceğiniz doğal formül:

Malzemeler

Bulaşık sabunu
Sirke
Limon suyu
Karbonat

Hazırlanışı

Tüm malzemelerden aynı ölçülerde olacak şekilde fısfıslı bir şişenin içine alın ve şişenin kapağını kapatarak çalkalayın. Halınızdaki lekelenmiş bölüme sıkın ve temiz bir bez yardımıyla silin.
İşte bu kadar basit...

BOĞAZINIZ ÇOK SIK AĞRIYORMU *? İŞTE NEDENİ

Boğazın sık ağrımasının nedenleri


Grip, nezle gibi hastalıklar nedeniyle olduğu sanılan sık yaşanılan boğaz ağrısı aslında çok ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir. İşte bilmeniz gerekenler...
Sık sık boğaz ağrısı yaşamak aslında ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir. Kış aylarında grip, nezle gibi hastalıkların doğal bir sonucu olarak gördüğümüz boğaz ağrısını daha fazla önemsemek gerekiyor.
Medline Sorumlu Müdürü Dr. Koray Akay, sık boğaz ağrısının nedenlerini anlattı.


Kıkırdak eğriliği ya da burun eti büyümesi problemi
Uyurken burun tıkanıklığı çeken kişilerde, ağız açık uyunması nedeni ile sabahları ağız kuruması ve boğaz ağrısı yaşanır. Ağzın kuruması ile bakteriyel ve viral enfeksiyonlar boğaza daha kolay yerleşir. Dolayısı ile sabah ağzınız kuru uyanıyor ve sık boğaz enfeksiyonu yaşıyorsanız burun kontrolü yaptırmalısınız. Kıkırdak eğriliği (deviasyon) ya da burun eti büyümesi probleminiz olabilir.
Difteri ve boğmaca gibi bakteri kökenli enfeksiyonlar
Bunun yanı sıra, boğazda yanma ve yutkunmakla şiddetlenen ağrılarınızın en sık sebebi enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlar çoğunlukla virüs kökenlidir. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri gibi. Pek bilinmese de kızamık, suçiçeği gibi hastalıklar; nispeten daha az görülen difteri ve boğmaca gibi bakteri kökenli enfeksiyonlar da boğaz ağrısı yapabilir. Bakteri mi yoksa virütik bir enfeksiyon mu yaşadığınızı da boğaz ağrısının şiddeti ve uzunluğu ile ayırt edebilirsiniz. Bakteriyel enfeksiyonlarda boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü çok daha şiddetli ve uzun sürelidir, ateş genellikle 38.3 derecenin üzerindedir.
Diğer nedenler
Boğaz ağrısı enfeksiyon dışı nedenlerden de kaynaklanabilir. Alerjiler, uyku apnesine bağlı sağlıklı solunum olmaması, boğaz kuruluğu, kirli havaya ve sigaraya maruz kalmanın yol açtığı tahriş, sese aşırı yüklenme, bağırma, gırtlak ve adale ağrıları, reflüye bağlı ağrılar ve bazı tümörler sık boğaz ağrısına neden olabilir.

DİLDE OLUŞAN YARALAR BAKIN NEYİN HABERCİSİ

Dildeki yaralar kanser habercisi olabilir

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Cengiz Alpay, dilde görülen yaraların, ‘dil kanseri’ için ilk işaretler olabileceğini belirtti.
Dil kanseriyle ilgili açıklamalarda bulunan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Cengiz Alpay, çoğunlukla sigara ve alkol kullanımının tetiklediği dil kanserlerinin en dikkat çekici belirtisinin dilde görülen yaralar olduğunu söyledi.


Alkol ve sigara kanseri tetikliyor

Dikkatli bir muayene ve biyopsi ile hastalığın erken teşhisinin mümkün olduğunu belirterek Alpay, "Vücudun pek çok dokusunda olduğu gibi dilde de tümör görülebilir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi dil kanserinde hiç şüphesiz genetik faktörler etkilidir. Ancak kötü ağız hijyeni, alkol ve sigara, dil kanserini tetikler. Cinsel yolla bulaşan HPV ve AIDS etkeni olan HIV virüsü de tetikçiler arasındadır” diye konuştu.
Günlük ağız bakımı sırasında özellikle dilin alt arka kısmında kalan ve tabut köşe olarak adlandırılan bölgenin kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Alpay, "Dil kanseri lezyonları ağrısız olabilir, bu lezyonlar dilin alt arka tarafında oluşabilir.
Fark edilmesi zor olduğu için dilin altında kalan bu bölgenin dikkatle muayene edilmesi gerekir. Hastalığın kesin tanısı, lezyondan alınan biyopsinin patolojik değerlendirilmesi ile konur” şeklinde konuştu.

Tedavi süreci

Dil kanserinin tedavisi planlanırken, boyun lenf nodlarının da sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydeden Alpay, "Cerrahi bir müdahale gündeme gelirse lenf nodları da cerrahi sırasında çıkarılmalıdır. Dil kanseri tedavisinde radyoterapi uygulamalarının gündeme gelmesi halinde ise boyun bölgesi de ışınlanır ve kanserin ulaşabileceği lenf nodları, tedavi planına dahil edilir” ifadelerini kullandı.

20 Aralık 2016 Salı

ÇÖREK OTUNUN MUCİZEVİ YARARLARI !!!



Çörek otunun mucizevi faydaları

Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral, çörek otunun faydalarını anlattı. İşte detaylar...
Çörek otu, binlerce yıldır bütün dünyada hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Çörek otunu bu kadar değerli kılan şey, tabii ki içerdiği vitamin ve minerallerdir. İnsan sağlığına şaşırtıcı şekilde sağladığı katkı ve hastalıkların tedavisinde ilaç olarak kullanılan çok zengin ve güçlü vitamin ve mineraller vardır.Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral, "Çörek otunun faydaları saymakla bitmez. Mide ve bağırsak sistemini rahatlatmaktan, sinir sistemini rahatlatıp gevşetmekten, diyet yapmaya kalkan herkes için immün sistemini güçlü kılan, zayıflamada hareketliği sağlayan en önemli gıdalardan birisidir. Börek, çörek ya da tavuk yemeği yaptığınızda mutlaka içerisine eklemenizi tavsiye ederim. Aynı zamanda yoğurda da katılabilir" dedi.

VİDEOMUZU İZLEYEREK BİLGİLENİN...

HAMİLELİKTE GRİP OLMA TEHLİKESİ

Hamileyken gribe yakalanıldığında ne yapılmalı

Anne adayları dikkat! Bu öneriler hem gribe karşı önleyici hem de gribe yakalanıldığında kolay atlatmaya yardımcı niteliğinde
Havaların soğuması ile birlikte en yaygın görülen hastalıklardan biri olan grip gebeleri de tehdit ediyor. Oldukça kolay hastalanan gebeler ilaç kullanamasalar da çaresiz değiller.
Kış aylarının kaçınılmaz hastalığı grip… Bir anda insanın tüm enerjisini alan, günlerce süründüren gribe bir de hamileler yakalandığında atlatılması çok daha güç, anne adaylarının hayatı çok daha zor bir hale geliyor. Gebelikte bağışıklık sisteminin baskılanması gebeleri grip ve diğer enfeksiyonlara karşı savunmasız bırakıyor. Grip olan anne adaylarının kendilerini gerçekten kötü hissettiklerine dikkat çeken, Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Cihan Karadağ şöyle konuştu:
"Ayrıca gebelerin gribin belirtilerini hafifletmek için öksürük şurubu, antihistaminik ve diğer semptomatik ilaçları kullanamadığını düşünürsek durumun gebeler için ne kadar zorlaştığını tahmin edebiliriz. Ama şunu da unutmamak lazım; grip tedavisinde kullanılan bu ilaçların çoğu semptomatiktir, yani gribi tedavi etmez, belirtilerini yok eder. Dolayısıyla, bize rahatsızlığı veren bu virüsü zaten yok etmedikleri için, bu ilaçları kullanmayarak çok da bir şey kaybetmediğimizi söyleyebiliriz. Unutmayınız ki; Grip viral (virüsler yoluyla bulaşabilen) bir hastalıktır ve viral hastalıklarda antibiyotikler kullanılmaz. Gereksiz antibiyotik alımından da kaçınılmalıdır.”

Gribe hamileyken yakalanıldığında ne yapılmalı

Yrd. Doç. Dr. Cihan Karadağ gebelere yardımcı olacak ipuçlarını sıraladı:
- Bol sıvı tüketin: Su, limonlu çay, meyve suyu ve sıcak çorba ideal seçimlerdir. Bol sıvı tüketmek burun akıntısı, mukus salgılarını ve halsizliği azaltacak, iyileşme sürecini hızlandıracak ve öksürüğün azalmasına yardımcı olacaktır.
- Bol bol dinlenin: Hastalık bedeninizi zorlayacaktır. İdeal bir ortamda zaten yorgun olan bedeninizi dinlendirin ve efor gerektiren tüm işleri bir kenara bırakın.
- Oda sıcaklığını ve nem derecesini ayarlayın: Dinlendiğiniz odanın normal sıcaklıkta olmasına ve havasının çok kuru olmamasına özen gösterin. Hafif nemli bir oda havası öksürüğe, burun ve boğaz akıntılarına daha iyi gelecektir. Bunun için oda nemini ayarlayabilen ve buhar vererek nemi belli seviyede tutabilen cihazlar kullanılabilir.
- Boğazınızı rahatlatın: Ilık tuzlu suyla günde birkaç kez gargara yapmak ya da ballı ılık limon suyu içmek boğazınızı rahatlatacak aynı zamanda öksürüğe de iyi gelecektir.
- Tuzlu burun damlası kullanın: Burun akıntısına çare olsun diye tuzlu su içeren burun damlalarını kullanabilirsiniz. Bu burun damlalarını reçetesiz satın alabilirsiniz. Etkili ve güvenlidir, tahriş etmez.
- Ateş ve yaygın vücut ağrıları için ağrı kesici ateş düşürücü: Parasetamol içeren ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçları hekiminize danışarak, gebelikte güvenle kullanabilirsiniz

Gebelikte grip aşısı mı burun spreyi mi güvenli

Gebelikte grip aşısı olmanın da güvenli bir yöntem olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Eğer yumurta alerjiniz yoksa daha önce bir grip aşısına şiddetli reaksiyon vermediyseniz ve gebeliğiniz grip sezonuna (kasım-nisan) denk geliyorsa grip aşısı olmanızı tavsiye ediyoruz” dedi.
Gebelik, kalp ve akciğerlere fazladan yük getirdiği gibi bağışıklık sistemini de etkiliyor. Bu durum gebelerin gribe yakalanma riskini artırmakla kalmıyor aynı zamanda solunum yetmezliği ve zatürre gibi gribe bağlı komplikasyonlara da neden olabiliyor. Mevsimsel bir grip aşısının bu sorunların ortaya çıkmasını engelleyeceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Karadağ, grip aşısı olmaya karar veren gebelerin burun yoluyla alınan sprey aşı yerine iğne şeklindeki aşıyı talep etmelerini önerdi.
Yrd. Doç. Dr. Karadağ, "Grip aşısı etkisiz hale getirilmiş bir virüsten yapıldığı için gebeliğin hangi döneminde olursanız olun bebeğiniz ve sizin için bir risk teşkil etmez. Oysa burun spreyi canlı virüsten elde edildiği için gebelikte pek uygun değildir” açıklamasında bulundu.