28 Ocak 2017 Cumartesi

HUZURSUZ BAĞIRSAK SENDROMUNA DİKKAT !!

Huzursuz barsak sendromu belirtileri nelerdir?

Trabzon Özel Yıldızlıgüven Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Akbaş, huzursuz barsak sendromuyla yaşamanın zorluğuna dikkat çekti.


Barsak sendromunun toplumda görülme sıklığının erişkinlerde yüzde 15-20'lere kadar çıkabileceğini kaydeden Dr. Akbaş, “Barsak sendromu, bilinen bir organik sebebi olmayan, stres veya emosyonel (duygusal) gerilimin yüksek olduğu dönemlerde ortaya çıkan veya artan, başta karın ağrısı olmak üzere ishal ve kabızlık gibi defekasyon (dişkılama) alışkanlıklarında değişiklik ile seyreden ve bunların yanında daha birçok değişik semptomlarla seyreden fonksiyonel bir barsak hastalığıdır.

Hassas barsak sendromu toplumda görülme sıklığı erişkinlerde yüzde 15-20'lere kadar çıkabilmektedir ve barsak hastalıkları içerisinde doktora en sık müracaat etmeye sebep olan rahatsızlıkların başında gelir. Gerçek anlamda bir hastalık değildir. Daha sonra ciddi rahatsızlıklara dönüşme riski olmamakla beraber hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Çok sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, bu şikayetleri normal yaşam biçimi olarak kabul eden ve doktora başvurmayan hastaların sayısı fazladır. Bu hastalar, şikayetleri ve huzursuzlukları nedeni ile iş ya da okula gidememe, sosyal planlamalara ara verme, erteleme gibi şikayetleri oldukca sık yaşar. Yapılan bır araştırmaya göre, soğuk algınlığından sora iş-okula gidememe nedenleri arasında ikinci sırada huzursuz barsak sendromu gelmektedir” dedi.
Yedikleriniz çok önemli

Sindirim sistemi ile ilgili bozukluk olduğundan yiyeceklerin önemli olduğunu anlatan Dr. Akbaş, “Yapılan çalışmalara rağmen hastalığın nedeni tam belirlenememiştir. Hastalarda yapılan tetkikler sonucunda organik olarak normal olması, psikolojik, fizyolojik ve beslenme şeklinden kaynaklanan nedenlere bağlı olabileceğini düşündürmektedir. Kişiden kişiye şikayetlerin artma nedenleri farklılık göstersede, sindirim sistemi ile ilgili bozukluk olduğundan yiyecekler büyük önem taşır. Bununla beraber en sık görülen tetikleyıcıler; liften yetersiz beslenme, belirli yiyeceklere karşi hassasiyet (kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir), kahve ve kafein içeren maddeler, çikolata, aşırı baharatlı yiyecekler, gazlı içecekler, sütlü besinler, stres, psikolojik sorunlar, sigara, Alkol, adet dönemi, öğün atlama ve birden çok yemek yeme, enfeksiyonlar, antibiyotik kullanımı, mevsimsel değişiklikler ve soğuk hava sayılabilir” diye konuştu.

Belirtileri nelerdir?

Hastalığın tüm sindirim sistemini ilgilendirebileceğini ifade eden Dr. Akbaş, şunları söyledi:

“Irrıtab l(huzursuz) barsak sendromunun belirtileri sadece barsaklar ile sınırlı değildir. Hastalık tüm sındırım sıstemını ilgilendirebilir.Karın ağrısı en sık görülen şikayettir. Künt bir karın ağrısı şeklinde veya kramplar şeklinde olur. Ağrılar dalgalar halinde gelir gider.Lokalızasyonu, sıklığı,şiddeti ve süresi hastadan hastaya göre değişiklikler gösterebilir. Emosyonel stres, soğuk, bazı yiyecekler,bazı ilaçlar,ağrıyı artırır. Dışkılama ve gaz çıkarma ile hasta rahatlar.

Gece uykuda ıken hasta oldukca rahattır. Dışkılama düzenındeki değişiklikler ikinci en sık görülen şikayettir. Çoğu kez kabız ve ishal dönemleri birbirini izler. Kabızlık dönemlerinde sert, tane tane,zeytın veya keçi pisliği şeklinde görünümü gaita varken, ishal döneminde yumuşak pelte kıvamında kötü kokusu olmayan bir özelliktedir. Hastalar yemeklerden sonra defekasyon ihtiyacı hisseder. Dişkılama sonrasında karın ağrısının kısmen azalması gözlenir. Hastalartda bazan sık dişkılama isteği ve tam boşalamama (tenesmus) hissi mevcuttur. İster kabız, ister ishal dönemlerınde olsun barsağın mukus sekresyonu artmıştır. Bazen gaitanın kalem gibi inceldiği ve kabizlığın giderek arttığı gözlenir, laksatif ile lavmanlara bile cevap vermez hale geldiği.Dispeptik yakınmalar hastaların çoğunda vardır. Bilhassa yemeklerden sonra karın gerginliği, karın rahatsızlığı,şişkinlik, gaz, hazımsızlık, geğirme, bulantı, iştahsızlık gözlenir. Sindirim sistemi dişindaki belirtiler ise bayanlarda adet bozuklukları, ağrılı adet dönemleri, sık idrara çıkma ve acıl idrar yapma isteği, sinirlilik hali, anksiyete, saldırganlık, nefret, suçluluk hissi, depresyon, yorgunluk ve halsizlik sayılabilir.”

"Sık ve az yemeli"

Huzursuz barsak sendromunu tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavi olmadığını kaydeden Dr. Akbaş, "Ancak tedavi belirtilerin şiddetini azaltmaya ve tekrarlanmasını önlemeye yönelik olarak başarılı olmaktadır. Amaç hastaların günlük yaşamlarını sürdürmeleri, ve yaşam kalıtelerinin bozulmamasının sağlanmasıdır. Özellikle dikkat edilmesi gereken konular; rahatsızlığın artırdığında düşündüğünüz yiyeceklerden uzak durulması., Sık sık ama azar azar yemelerını, sofradan tıka basa doyarak kalkmamalarını (buna en güzel örnek Anadolu-islam kültüründe yemeklerde midenın ücte birini su ile , üçte birin yemek ile, üçte birini de hava ile doldurmak önemli yer tutar), düzenli yemek yemelerini, yemek saatlerinin düzenlenmesini tavsiye ederiz. Öğün atlamadan beslenmek barsakların düzenli çalişmasını sağlar, özellikle Sabah kahvaltısı barsaklarımızı çalişmak üzere uyaran en önemli öğündür. Bol su içilmesi, gaz yapan yiyeceklerin az tüketilmesi, daha çok egzersiz yapılması, sigaranın bırakılması, alkol alımının bırakılması, ve stresten uzak durulmasını önermekteyiz” ifadelerini kullandı.

MİDE-BAĞIRSAK SORUNLARI VE TEDAVİSİ

Bağırsak Nedir?
Bağırsak, mide ile anüs arasında kalan kısma denmektedir. Memelilerde ve insanlarda kalın bağırsak ve ince bağırsak olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. İnce bağırsak; On iki parmak bağırsağı, İleum, Jejunum olmak üzere 3 bölümdür.
Kalın bağırsak ise; Rektum, Çekum, Kolon olmak üzere 3 bölüme ayrılmaktadır.

İnce bağırsaklarda, emiliş ve sindirim işlevi gerçekleşmektedir. Buradaki besinler, küçük moleküllere ayrılarak, bağırsağın iç yüzeyi tarafından emilir ve kana karışır. Kalın bağırsakta ise, ezilen posaların organik olmayan tuzlarını ve suyunu emme görevini yapmaktadır. İşe yaramayan posalar, rektum kısmından geçerek anüs tarafından dışarı atılmaktadır.

Bağırsak Hastalıkları Nelerdir?
Vücudumuzun her kesiminde olduğu gibi bağırsağımızda da çeşitli hastalıklar meydana gelmektedir. Bağırsağımızda oluşan hastalıkları aşağıda tek tek ele alacağız.

Kolit:
İnce bağırsak kısmının bitiminden itibaren son bağırsak kısmına kadar olan yerde, kalın bağırsağın tamamen ya da bir kısmının iltihaplanmasıyla oluşan bir bağırsak hastalığıdır. Kolit, mükoz kolit, basit kolit ve ülseratif kolit olmak üzere 3 gruba ayrılır. Basit kolitte, ishale sebebiyet veren kalın bağırsağın akut tahrişinden kaynaklanarak oluşmaktadır. Mükoz kolit ise, kalın bağırsağın sahip olduğu mukoza kısmının iltihaplanmasıdır. Ülseratif kolitte ise, sinirsel nedenlere bağlı olarak kalın bağırsağın mukoza kısmında ülsere neden olma durumu görülmektedir.

Kolit’in Belirtileri:
• Ateşin aniden yükselmesi
• Dışkının kanlı gelmesi.
Kolit hastalığının belirtileridir. Ayrıca kolitte herhangi bir ağrı hissedilmemektedir.
Bağırsak Tıkanmaları :
Bağırsak tıkanmalarına Meus adı verilmektedir. Meus 4 şekilde ortaya çıkabilmektedir. Bunlar;
İnvagination: Kalın ve ince bağırsakların birbiriyle iç içe geçerek tıkanması sonucu oluşur.
Etranglement: Bağırsakların fıtık kesesinde boğulması sonucu oluşmaktadır.
Mekanik İleus: Bağırsaklarımızın tümör ve yukarıdaki iki şekilde tıkanması sonucu oluşan bir hastalıktır.
Paralitik İleus: Bağırsak gazlarının ve dışkılarının dışarı çıkamama durumudur.

Bağırsak Tıkanmalarının Belirtileri:
• Fekaloid dediğimiz dışı görünümlü kusmalar
• Kusma
• Göbek çevresinde şiddetli ağrı
• Gevşeme ve kasılma
• Makattan gaz çıkaramama
Spastik Kolon:
Kişilerde sıkıntı, stres, üzüntü gibi çevresel faktörlerden dolayı sinir sistemlerinin belli süre ile bozulması hastalığıdır. Bu hastalıkta bağırsaklarda bulunan mukoza salgısının seviyesi yükselmiş , peristaltizm seviyesi ise ya artmıştır ya da azalmıştır
Spastik Kolon’un Belirtileri:
Spastik kolon hastalığı bazen ishal bazen de ağrılı kabızlık şeklinde belirtiler göstermektedir.
Meckel Çıkmazı:
Meckel çıkmazı dediğimiz hastalık ince bağırsak kısmının en son bölümünde bulunan kesenin tıkanması, kanaması veya iltihaplanması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Meckel Çıkmazının Belirtileri:
Meckel Çıkmazının teşhisi zor olmakla birlikte, belirtiler divertikülün tıkandığı, iltihaplandığı ya da kanadığı zaman ortaya çıkmaktadır. Tıkanıklık zamanı, karnın üst sağ kısmında acı ve ani ağrılar oluşmaktadır.

Chron Hastalığı:
Chron hastalığı, sindirim kanalı kısımlarında görülen bir iltihap çeşididir. İnce bağırsağın en son kısımlarında veya kalın bağırsak kısmında görülmektedir.

Chron Hastalığının Belirtileri:
• Kişide yüksek ateş
• İshal
• Kilo Kaybı
• Kramp ve karın ağrısı
• Şişkinlik durumu
• Anal akıntı ve ağrı
• Kalınbağırsağın son kısmında abse
• Anal bölgede çatlak
• Deride oluşan yaralar
• Eklemdeki ağrılar
Chron hastalığının belirtileri olarak görülmektedir.
Bağırsak Solucanları:
Bağırsak solucanları genel olarak, çocuklarda görülmekle birlikte anal bir kaşında sebebiyet vermekte ve sıkça görülmektedir. Bulaşıcı bir hastalıktır.

Bağırsak Solucan’ın Belirtileri:
• Geceleri popo ve anüs etrafında kaşınma
• Kız çocuklarında, idrar yaparken vajina kısmında yanma veya kaşınma
• Düzensiz uyku
• Huzursuzluk
bağırsak solucanının belirtileri arasındadır. Fakat, bazen bu hastalığa yakalanan çocuklarda herhangi bir belirti görülmemektedir.
Kötü Emilim:
İnce bağırsağın emme görevini yerine getirememesi sonucu oluşmaktadır. Emilemeyen besinler, dışkı olarak dışarı atılır.

Kötü Emilimin Belirtileri :
Kötü emilime yakalanan kişilerde, kilo kaybı ve ishal görülmektedir. Ayrıca kişilerde vitamin ve mineral eksikliğinin yanı sıra kansızlıkta görülmektedir.

Bağırsak Hastalıklarının Tedavisi için Şifalı Bitkiler
Bağırsak hastalıklarını önlemek için eskilerden beridir kullanılan bir çok şifalı bitki kullanılmaktadır. İşte bağırsak hastalıklarını önlemek için kullanılacak şifalı bitkiler.
Adaçayı: Bağırsakta oluşan gazların kesilmesine yardımcı olmaktadır.
Ardıç: Adaçayı gibi bağırsaktaki gaz oluşumlarının kesilmesine yardımcı olur.
Ayva: İshali keserek, bağırsakları kuvvetlendirmektedir. Ayrıca ince bağırsak iltihabını giderir.
Buğday: Kepekli buğday ununu kullandığınız yiyecekleri yemeniz, bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Ayrıca kabızlığı ve bağırsak kanserini önlemektedir.
Dut: Aç karnına yiyeceğiniz beyaz dut meyvesi bağırsak solucanlarını söktürmede etkilidir.
Hatmi: Bağırsak iltihaplarını gidermede etkilidir.
Havuç: Bağırsak kanamalarını önlerken, bağırsaktaki gaz oluşumunu keser.
İncir: Kabızlığı gidererek, bağırsakları yumuşatmaktadır.
Kekik: Bağırsak iltihapların iyileştirmektedir. Ayrıca bağırsak solucanlarının düşürülmesinde etkilidir.
Kuşburnu: Bağırsaklarınızı yumuşatır.
Sarımsak: Bağırsak kanserini önlemede yardımcı olur.
Zencefil: Bağırsaklarda oluşan bozuklukları gidermektedir.
Zeytin: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde etkilidir.

Hassas ve alıngan yapıdaki kişilerin mide ve bağırsakları daha dertli


Mide ve bağırsak hastalıklarının teşhisinde endoskopi ve kolonoskopinin büyük önemi var. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uzman Doktor Süleyman Uraz, endoskopi adı verilen ışıklı kamera sistemiyle yemek borusu, mide ve onikiparmakbağırsağının görüntülenmesini sağladıklarını söylüyor. Yapılan işlemle bu bölgelerde ülser, gastrit ve kanser gibi hastalıkların tespit edilmesinin yanında, gerekli olması halinde biyopsi de alınabiliyor.
Endoskopik işlemler genellikle hafif sedasyon yapılarak (uyutularak) gerçekleştiriliyor ve bu işlemin hasta tarafından fark edilmesi mümkün olmuyor. Endoskopi sonrasında herhangi bir ağrı duyulmadığı belirtiliyor. Endoskopinin tekrarlayan kanama ve mide kanserine yatkınlık gibi nedenlerle sık aralarla yapılabileceğini söyleyen Uraz, “Bu işlemin tekrarlanmasının düşünüldüğü gibi bir zararı yoktur” diyor.
ENDOSKOPİNİN ADIMLARI
Endoskopi işlemi; yutma güçlüğü, ağrılı yutma, mide kanaması ve şüphesi, mide ağrısı, kilo kaybı, iştahsızlık ve uzun süre devam edip başka nedeni bulunamayan bulantı ile kusma gibi yakınmaların olduğu durumlarda gerçekleştiriliyor.
Damar yolu açıldıktan sonra hafif uyku veya sedasyon için damardan ilaç enjeksiyonu yapılıyor. Endoskopinin bundan sonraki kısmı hasta tarafından hatırlanmıyor. İşlem bittikten sonra hasta genellikle verilen ilacın etkisini azaltan bir ilaçla uyandırılıyor ve birkaç saat sonra günlük yaşamına geri dönüyor.
SİZİ ETKİLEYEN HER ŞEY MİDENİZİ DE ETKİLİYOR
Mide ve bağırsaklar stres ve psikolojik travmalar ile gerginliği en az tolere eden organlar olarak görülüyor ve kişilik yapısına uygun davranışlar gösteriyor. Hassas ve alıngan kişilik yapısındakilerin mide ve bağırsakları da hassas ve alıngan oluyor.
Kişiyi etkileyen her şey mide ve bağırsakları da etkiliyor. Bu kişiler günlük yaşamda; aile, okul ve iş ortamında oluşan stresi mide ve bağırsaklarında da yaşıyorlar. Bu nedenle mide ve bağırsakların fonksiyonel bozukluklarında stres kontrolünün büyük önemi bulunuyor. Sorun halinde psikolojik yarar sağlayan ilaçlar mide ve bağırsakların aşırı reaksiyon vermesini engelliyor.
KABIZLIK SORUNU ÇEKEN ÇOK İNSAN VAR
Bağırsakların organik ve fonksiyonel birçok hastalığı bulunuyor. Özellikle, ‘irritabl bağırsak sendromu’ ile ‘dispepsi’ adı verilen sindirim bozukluğu çok sık görülen fonksiyonel bozukluklar arasında sayılıyor. Sık görülen bir diğer sorunun da kabızlık olduğu belirtiliyor. Bu sorunun tedavisi için gayret, beslenme ve yaşam tarzı değişikliği gerekiyor. Hastaların yarısının hastanelerin gastroenteroloji bölümlerine bu yakınmalar nedeniyle başvurduklarını söyleyen Dr. Uraz, diğer nedenler ve hastalıklar arasında; ishal, iltihabi bağırsak hastalıkları ve kolonun tümöral hastalıklarının yer aldığına dikkat çekiyor.
KÖTÜ HUYLU HASTALIKLAR 50 YAŞ SONRASI ARTIYOR
Karın ağrısı, makattan veya dışkıya bulaşmış şekilde kanama, 2 haftadan uzun süren ishal, bağırsakların normal alışkanlığının dışında kalan değişiklikler, kilo kaybı ve iştahsızlık gibi belirtilerin olduğu durumlarda hastanelerin gastroenteroloji bölümlerine başvurulması gerekiyor. Mide ve bağırsağın organik hastalıklarının, her 2 cinste de benzer sıklıkta görüldüğüne dikkat çekiliyor.
KÖTÜ HUYLU HASTALIKLAR 50 YAŞ SONRASI ARTIYOR
Karın ağrısı, makattan veya dışkıya bulaşmış şekilde kanama, 2 haftadan uzun süren ishal, bağırsakların normal alışkanlığının dışında kalan değişiklikler, kilo kaybı ve iştahsızlık gibi belirtilerin olduğu durumlarda hastanelerin gastroenteroloji bölümlerine başvurulması gerekiyor. Mide ve bağırsağın organik hastalıklarının, her 2 cinste de benzer sıklıkta görüldüğüne dikkat çekiliyor.
GAZ ŞİKAYETİNİZ VARSA ŞEKERİ KESİN
Gaz yakınması toplumda en sık dile getirilen problemlerden biri olarak görülüyor. Bunun nedenini bulmanın her zaman bir hastalığa bağlanamayacağı belirtiliyor. Yanlış beslenme, bağırsak flora bozuklukları ve enzim eksikliğine bağlı sindirim yetersizliği en önde gelen nedenler arasında yer alıyor. Günde birkaç kez gaz çıkarmanın normal olduğuna dikkat çeken Dr. Süleyman Uraz, “Bu durumun şişkinlik, karın ağrısı, karında gerginlik gibi şikâyetlere neden olması veya sosyal bir sorun oluşturması halinde konuya eğilmekte yarar var” diyor.
Yıllar boyunca kullanılan antibiyotikler, geçirilmiş bağırsak enfeksiyonları, bölgesel gıda çeşitliliği gibi nedenler bağırsak florasının bozulmasına yol açabiliyor. Durumun aşırı gaz üreten bakteri ve mantarlarda artış oluşturduğu belirtiliyor. Gaz yakınmasının fazla olması halinde özellikle şekerin kesilmesi tavsiye ediliyor. Hareketsizlik, kilo artışı ve kabızlık da bağırsakların çalışmasını bozarak gaz şikâyetlerinde artışa neden olabiliyor. Özellikle yeni başlayan ishal veya kabızlık gibi bağırsak alışkanlığında değişiklikle beraber giden ve ağrının eşlik ettiği gaz ve şişkinlik şikâyetlerinin ihmal edilmemesi öneriliyor. Dr. Uraz, bu durumun ciddi hastalıkların habercisi olabildiğini söylüyor.
KOLONOSKOPİYLE KOLON KANSERLERİNİN ÇOĞU ÖNLENEBİLİR
Ucunda kamera ve ışık sistemi olan cihazla kalınbağırsakların incelenmesi işlemine kolonoskopi adı veriliyor. Bu işlemin makattan kanama, karın ağrısı, bağırsak alışkanlığında değişme, dışkılama sonrası bağırsaklarda boşalmama hissi, kilo kaybı, iştahsızlık gibi alarm bulguları durumlarında hemen; herhangi bir problem olmama durumunda ise check-up amacıyla 50 yaşından itibaren yapılması gerekiyor. En tehlikeli bağırsak hastalığının bağırsak kanseri olduğu belirtiliyor.
Ancak bağırsak kanserleri genellikle poliplerden kaynaklandığı için önlenebilir kanserler olarak görülüyor. Bu süreçte önce kalınbağırsakta küçük bir polip oluşuyor, sonra bu polip yıllar içinde büyüyor ve ardından kanserleşme başlıyor. Bu polipler kolonoskopi esnasında kesilip alındığında kanserin gelişmeden önlenmesi sağlanmış oluyor. 50 yaşından itibaren yaptırılacak kolonoskopi kontrolü ile kolon kanserlerinin çoğunun gelişmeden önlenebileceği belirtiliyor.

11 Ocak 2017 Çarşamba

SAĞLIK İÇİN KIŞ ÇAYI !!

Bitkilerle kış çayı nasıl hazırlanır? 


Fitoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, çay hazırlamada kullanılacak bitkilerle ile ilgili olarak önemli uyarılarda bulundu:
'AÇIKTA SATILANLARA RAĞBET ETMEYİN'
“Kış gelince, soğuk algınlığına yakalanınca, nezle olunca hatta yemekten sonra biraz hazımsızlık hissederek gazdan rahatsız olduğumuzda aklımıza ‘Acaba neyi kaynatıp içsem?’ sorusu gelir. Ardından aklınıza aktara gidip bazı otları almak gelmesin lütfen. Aktarlarda kaç yıllık olduğu ve depolarda beklerken üzerinde hangi canlıların (!) gezdiği belli olmayan, çuvallar veya kutular içinde bulunan bitkiler satılıyor. Her derde deva olanların yanında soğuk algınlığı gibi günlük rahatsızlıklar için de karışımlar veriliyor. Karışımlardaki bitkilerde hangi pestisitler, herbisitler ve ağır metaller var? Hiçbiri kontrol edilmiyor. Bilinen firmaların poşet çaylarını kullanınız. Bu tavsiyeyi yapmamın sebebi, nasıl hazırlandıklarını, üretim yerlerini, hammadde olarak kullanılan bitkileri veya bitki kısımlarında sağlık için gerekli analizlerin yapıldığını bilmem ve kalitelerine güvenmem. Dolayısıyla ben de gönül rahatlığıyla tavsiye edebiliyorum.”

BU TAVSİYELER DİKKAT!
Prof. Dr. Ekrem Sezik, kaliteyle ilgili bu uyarıları yaptıktan sonra tavsiyeler de verdi: “Soğuk algınlığı, nezle gibi kış rahatsızlıklarında pek çok bitkinin hem bu rahatsızlıkları yapan mikroorganizmalara etkileri hem de belirtileri azaltıcı, rahatlatıcı etkileri bilinmektedir. Bu bitkilerden hazırlanan bir çay (kış çayı) ve gargarayı sizlere tavsiye edeceğim.”

'KIŞ ÇAYI İÇMEK İÇİN HASTA OLMAYI BEKLEMEYİN'
Prof. Dr. Ekrem Sezik’in tavsiye ettiği “kış çayı” şöyle hazırlanıyor: “Ihlamur (1 poşet), papatya (1 poşet), adaçayı (1 poşet), karanfil (4-5 adet), tane karabiber (4-5 adet), zencefil (2-3 ince dilim), bir tutam kekik, orta boy bir elmanın kalın soyulmuş kabuğu en az yarım litre sıvı alabilecek bir cam kaba veya porselen demliğe konur. Parça iyi kalite tarçın varsa küçük bir kabuk parçası da ilâve edilebilir, üzerine 5-6 su bardağı kaynar olmayan sıcak su ilâve edip 15-20 dakika kadar çay gibi demlenir, süzüp içilir. Tatlandırıcı olarak fincana 1-2 kaşık bal ilâve edilebilir. Bu çayı, göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü ve rahatlatıcı olarak kullanabilirsiniz. Kış çayını bütün aile soğuk kış akşamları içmenizde yarar var. İlla hasta olmayı beklemeyin.”

ADAÇAYIYLA GARGARA NASIL YAPILIR?
“Porselen bir kupaya 1 poşet adaçayı koyunuz. Üzerine kaynar olmayan sıcak su ilâve edip 10 dakika kadar bekletiniz, adaçayını çıkarıp ılık hale gelmesini bekleyiniz. Bununla gargara yapınız. Gargara yaptıktan sonra en az 1 saat herhangi bir şey yiyip içmeyiniz. Aynı şekilde taze hazırlanmış sıvıyla günde 5-6 defa gargara yapabilirsiniz. Boğaz ağrı ve yanmasına iyi geldiğini göreceksiniz. Çünkü adaçayının antimikrobiyal ve antiviral etkisi var.”

BİTKİ ÇAYLARI MİDE RAHATSIZLIKLARINA DA BİREBİR
Prof. Dr. Ekrem Sezik bitki çaylarının hafif mide rahatsızlıklarında da kullanabileceğini söyledi: “Avrupa İlaç Kurumu, mayıs papatyası, tarçın kabuğu, nane yaprağı, zencefil kökü, rezene ve anason meyvelerinin şişkinlik, gaz, hazımsızlık ve hafif spazm görülen sindirim sistemi rahatsızlıklarında geleneksel olarak kullanılabileceğini kabul ediyor. Diğer bilimsel kaynaklarda da bu bitkilerin sindirim sistemi rahatsızlıkları ile ilgili olan başka pek çok yararlı etkilerinin de bulunduğu belirtilmektedir. Mesela papatyanın enflamasyon giderici, ödem boşaltıcı, antimikrobiyal, idrar artırıcı, rezenenin safra salgısını artırıcı ve çocuklarda görülen sindirim sistemi sancılarını (kolik) giderici, tarçının spazm giderici, nanenin mikroorganizmaların üremesini durdurucu özelliği gibi…”

HAZIMSIZLIK VE GAZA NE İYİ GELİR?
Böyle etkilere sahip bitkilerden yararlanmak gerektiğini söyleyen Sezik, uygun karışımların yapılmasının yararlı olacağını belirterek bazı çay formülleri verdi: “Yemeklerden sonra aşağıda yapılışını anlattığım çayı hazırlayıp içiniz. Hem sindirim sisteminiz rahatlayacak hem de vücudunuzun sıvı ihtiyacını karşılamış olacaksınız.
Çayın hazırlanışı şöyle: Cam bir kap veya porselen demliğe 1 poşet papatya, 1 poşet nane, 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil (veya 1 poşet zencefil), 3-4 karanfil koyun, üzerine kaynar olmayan sıcak su ilâve edin. Su miktarı 2-3 kupa çay hazırlamaya yetecek kadar olmalı. 5-10 dakika bekletip gerekiyorsa ailenin diğer üyeleri ile paylaşıp için. Biraz farklı bir formül de aşırı gazdan rahatsız olanlar için: Yine cam bir kaba veya porselen demliğe 1 poşet papatya, 1 poşet rezene, 1 poşet adaçayı, 1 poşet nane, birkaç parça tarçın koyup, üzerine kaynar olmayan sıcak su ilâve edin. Su miktarı yine 2-3 kupa çay içmenize yetecek miktarda olmalıdır. 5-10 dakika bekletip kullanınız.”

BİTKİ ÇAYI HAZIRLARKEN KAYNAR SU KULLANMAYIN!
Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitki çayı hazırlarken dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntıyı daha aktardı: “Son yapılan çalışmalarda uçucu yağ taşıyan papatya, adaçayı, nane gibi bitkisel ürünlerde kaynar su kullanıldığı zaman, etkili maddeleri taşıyan uçucu yağ miktarında kayıp olduğu bulundu. Dolayısıyla kaynama noktasına gelmemiş takriben 80 derece civarındaki suyu kullanmanızı tavsiye ediyorum.”